Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşananlar canımızı yaktı ve her felakette olduğu gibi ilk refleksimiz, karmaşık sorunlara çok basit ve hızlı "suçlular" bulmak oldu. Bugünlerde manşetlerde, haber bültenlerinde ve sosyal medya tartışmalarında parmakların tek bir noktayı gösterdiğini görüyoruz: Video oyunları. Peki, gerçekten suçlu bu kadar basit mi?
Bu videoda, son günlerde yaşanan acı olayların gölgesinde, dijital dünyanın şiddetle olan bağını enine boyuna masaya yatırıyoruz. Amacımız, duygusal tepkilerin ötesine geçerek konuyu sağduyulu ve geniş bir perspektifle ele almak. Bilgi kirliliğinin tavan yaptığı bir atmosferde; gençlerin, ebeveynlerin, eğitimcilerin ve politika yapıcıların bu son derece önemli meseleyi nasıl okuması gerektiğine dair bilimsel araştırmaları derledik.
Gözlerimizi kapatıp yasaklarla çözüm bulmaya çalışmak yerine, madalyonun öteki yüzüne bakmayı deniyoruz. Bir gencin dünyasını şiddete açık hale getiren asıl süreçleri, dijital mecraların kötü niyetli gruplar tarafından nasıl bir araç haline getirilebileceğini ve toplumun bu noktadaki gerçek sorumluluğunu tartışıyoruz. Bu video bir savunma ya da birilerini hedef gösterme çabası değil; aksine, çocuklarımızı ve geleceğimizi korumak için doğru soruları sormaya davet eden bir çağrıdır.
Ekranların arkasındaki gerçek tehlikeleri, dijital dünyanın dönüşümünü ve toplumsal bağlarımızın zayıflamasını yeniden düşünmek zorundayız. Şiddetin kökenlerini yanlış yerde aramak, asıl sorunu daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Acımızı sadece bir suçlu ilan ederek geçiştirmek yerine, bu acıların bir daha yaşanmaması için gereken gerçek ve kalıcı adımları birlikte konuşalım.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta kaybettiğimiz canların anısına saygıyla...